Efe
New member
“İYİ Parti Sağ mı Sol mu?” Başlıklı Forum Konusu: Siyasi Pusulayı Çevirince Gelen Bip Sesi
Dün akşam arkadaş grubunda biri çayını karıştırırken öyle bir soru attı ki masada kısa süreli siyasi deprem yaşandı:
“İYİ Parti tam olarak sağ mı, sol mu?”
Bir arkadaş hemen peçeteye eksen çizdi. Biri “merkez” dedi. Biri “Türkiye’de merkez diye bir şey kalmadı” diyerek çekirdek açtı. Bir kişi de sessizce telefonundan siyasi pusula testi çözmeye başladı.
O an fark ettim: Türkiye’de bazı sorular vardır, cevabından çok tartışma biçimi eğlencelidir.
Ve bu soru da onlardan biri.
Önce En Klasik Tuzaktan Çıkalım: Her Parti Düz Bir Çizgide Durmuyor
“Sağ mı sol mu?” sorusu kulağa çok net geliyor ama modern siyasette işler artık okul sıralarındaki oturma düzeni gibi değil.
Eskiden genel çerçeve daha kolaydı:
Sağ → gelenek, piyasa ekonomisi, daha muhafazakâr yaklaşım
Sol → sosyal eşitlik, kamusal rol, daha dönüşümcü yaklaşım
Fakat günümüzde partiler aynı anda ekonomik olarak başka, toplumsal olarak başka yerde durabiliyor.
İYİ Parti de Türkiye’de genelde merkez sağ, milliyetçi, seküler devlet yapısını önemseyen, ekonomik tarafta ise dönem dönem daha liberal ve piyasa odaklı çizgiye yakın değerlendiriliyor.
Ama mesele burada ilginçleşiyor.
Çünkü insanlar partileri yalnızca programla değil; seçmeni, dili, gündemleri ve duygusal çağrışımlarıyla da okuyor.
Bir anlamda siyasi kimlik artık sadece “ne söylüyorsun” değil, “insanlar seni nasıl duyuyor” meselesi.
Forumdaki Erkekler ve Kadınlar Aynı Soruya Nasıl Yaklaştı? (Ve Hayır, Tahmin Ettiğiniz Gibi Gitmedi)
Konu açıldıktan sonra ilginç bir tablo oluştu.
Murat olaya tamamen stratejik yaklaştı:
“Seçmen geçişlerine bakmak lazım. Kimden oy alıyor, kime alternatif oluyor? Konum orada belli olur.”
Telefonundan eski seçim verileri açtı. Grafik gösterdi. Kimse grafik istememişti ama geldi.
Ayşe ise başka bir noktaya takıldı:
“Tamam da insanlar neden kendini o partiye yakın hissediyor? Sadece ideolojiyle açıklanamaz ki.”
Sonra yarım saat boyunca temsil duygusu, siyasi dil ve seçmenin psikolojisi konuşuldu.
Bir süre sonra fark edildi ki mesele erkek-kadın yaklaşımı değil; herkesin farklı düşünme refleksi.
Bazıları sistem kuruyor.
Bazıları ilişkileri ve toplumsal etkiyi okuyor.
Bazıları ise sadece “birisi bana açık anlatsın” noktasında.
Aslında siyaseti ilginç yapan da bu.
Bir kişi pusula arıyor.
Diğeri harita.
Bir başkası neden yürüdüğümüzü sorguluyor.
Peki İnsanlar Neden İYİ Parti’yi Bazen Sağ, Bazen Sol Gibi Algılıyor?
Çünkü Türkiye’de “sağ” ve “sol” kelimeleri teorik anlamlarından biraz farklı kullanılıyor.
Bir örnek:
Bir kişi milliyetçilik görünce otomatik “sağ” diyor.
Başka biri laiklik vurgusu görünce “merkez” diyor.
Bir başkası ekonomi politikalarına bakıp farklı sınıflandırıyor.
Sonra ortaya şu tablo çıkıyor:
— “Kesin sağ.”
— “Yok merkez.”
— “Merkez sağ.”
— “Yeni nesil merkez.”
— “Klasik sağ değil.”
— “Bir dakika önce sağdı.”
Ve bir anda konu siyaset değil, koordinat sistemi oluyor.
Bu yüzden İYİ Parti’yi tek kelimelik etiketle anlatmak çoğu zaman eksik kalıyor.
Siyasi Etiketler Neden Artık Telefon Şarjı Gibi?
Eskiden yüzde vardı.
Şimdi “yaklaşık yeterli” hissi var.
Bir partinin:
ekonomi politikası ayrı,
dış politika yaklaşımı ayrı,
kültürel dili ayrı,
seçmen profili ayrı okunuyor.
Bu yüzden insanlar bazen aynı partiye bakıp farklı sonuç çıkarıyor.
Ve bu tamamen mantıksız değil.
Çünkü siyaset sadece matematik değil.
Biraz tarih.
Biraz beklenti.
Biraz “bana ne hissettiriyor?” meselesi.
Forumun En Komik Anı: Siyasi Spektrum Yerine Yemek Menüsü
Bir kullanıcı tartışmayı şöyle kapattı:
“Sağ-sol demek yerine restoran menüsü gibi düşünün.”
Herkes sustu.
Devam etti:
“Bazıları acılı seviyor, bazıları tatlı-ekşi. Ama menüde aynı anda birkaç tat olabiliyor.”
Garip biçimde mantıklıydı.
Çünkü siyasal tercihler de artık tek bileşenli değil.
Bir seçmen ekonomik olarak başka düşünüyor.
Toplumsal olarak başka.
Devlet rolü konusunda başka.
Sonra sandık günü geliyor ve herkes kendi formülünü kuruyor.
Sonuç: Siyasi Pusula Kırık Değil, Dünya Biraz Daha Karmaşık
İYİ Parti’yi tek cümleyle sınıflandırmak isteyen biri için en yaygın tanım: merkez sağ ve milliyetçi çizgiye yakın bir parti.
Ama insanların onu neden farklı gördüğünü anlamak istiyorsak yalnızca etikete değil; söylemine, seçmen davranışına, dönemsel politikalarına ve toplumdaki algısına da bakmak gerekiyor.
Belki de eğlenceli olan taraf şu:
Siyasette bazen insanlar aynı soruya cevap vermiyor.
Birisi “ekonomi” diye cevaplıyor.
Biri “kimlik”.
Biri “temsil”.
Biri “gelecek”.
Ve sonra herkes birbirine dönüp aynı şeyi soruyor:
“İyi de sen sağ derken tam olarak neyi kastediyorsun?”
İşte tartışmanın en güzel kısmı da genelde orada başlıyor.
Dün akşam arkadaş grubunda biri çayını karıştırırken öyle bir soru attı ki masada kısa süreli siyasi deprem yaşandı:
“İYİ Parti tam olarak sağ mı, sol mu?”
Bir arkadaş hemen peçeteye eksen çizdi. Biri “merkez” dedi. Biri “Türkiye’de merkez diye bir şey kalmadı” diyerek çekirdek açtı. Bir kişi de sessizce telefonundan siyasi pusula testi çözmeye başladı.
O an fark ettim: Türkiye’de bazı sorular vardır, cevabından çok tartışma biçimi eğlencelidir.
Ve bu soru da onlardan biri.
Önce En Klasik Tuzaktan Çıkalım: Her Parti Düz Bir Çizgide Durmuyor
“Sağ mı sol mu?” sorusu kulağa çok net geliyor ama modern siyasette işler artık okul sıralarındaki oturma düzeni gibi değil.
Eskiden genel çerçeve daha kolaydı:
Sağ → gelenek, piyasa ekonomisi, daha muhafazakâr yaklaşım
Sol → sosyal eşitlik, kamusal rol, daha dönüşümcü yaklaşım
Fakat günümüzde partiler aynı anda ekonomik olarak başka, toplumsal olarak başka yerde durabiliyor.
İYİ Parti de Türkiye’de genelde merkez sağ, milliyetçi, seküler devlet yapısını önemseyen, ekonomik tarafta ise dönem dönem daha liberal ve piyasa odaklı çizgiye yakın değerlendiriliyor.
Ama mesele burada ilginçleşiyor.
Çünkü insanlar partileri yalnızca programla değil; seçmeni, dili, gündemleri ve duygusal çağrışımlarıyla da okuyor.
Bir anlamda siyasi kimlik artık sadece “ne söylüyorsun” değil, “insanlar seni nasıl duyuyor” meselesi.
Forumdaki Erkekler ve Kadınlar Aynı Soruya Nasıl Yaklaştı? (Ve Hayır, Tahmin Ettiğiniz Gibi Gitmedi)
Konu açıldıktan sonra ilginç bir tablo oluştu.
Murat olaya tamamen stratejik yaklaştı:
“Seçmen geçişlerine bakmak lazım. Kimden oy alıyor, kime alternatif oluyor? Konum orada belli olur.”
Telefonundan eski seçim verileri açtı. Grafik gösterdi. Kimse grafik istememişti ama geldi.
Ayşe ise başka bir noktaya takıldı:
“Tamam da insanlar neden kendini o partiye yakın hissediyor? Sadece ideolojiyle açıklanamaz ki.”
Sonra yarım saat boyunca temsil duygusu, siyasi dil ve seçmenin psikolojisi konuşuldu.
Bir süre sonra fark edildi ki mesele erkek-kadın yaklaşımı değil; herkesin farklı düşünme refleksi.
Bazıları sistem kuruyor.
Bazıları ilişkileri ve toplumsal etkiyi okuyor.
Bazıları ise sadece “birisi bana açık anlatsın” noktasında.
Aslında siyaseti ilginç yapan da bu.
Bir kişi pusula arıyor.
Diğeri harita.
Bir başkası neden yürüdüğümüzü sorguluyor.
Peki İnsanlar Neden İYİ Parti’yi Bazen Sağ, Bazen Sol Gibi Algılıyor?
Çünkü Türkiye’de “sağ” ve “sol” kelimeleri teorik anlamlarından biraz farklı kullanılıyor.
Bir örnek:
Bir kişi milliyetçilik görünce otomatik “sağ” diyor.
Başka biri laiklik vurgusu görünce “merkez” diyor.
Bir başkası ekonomi politikalarına bakıp farklı sınıflandırıyor.
Sonra ortaya şu tablo çıkıyor:
— “Kesin sağ.”
— “Yok merkez.”
— “Merkez sağ.”
— “Yeni nesil merkez.”
— “Klasik sağ değil.”
— “Bir dakika önce sağdı.”
Ve bir anda konu siyaset değil, koordinat sistemi oluyor.
Bu yüzden İYİ Parti’yi tek kelimelik etiketle anlatmak çoğu zaman eksik kalıyor.
Siyasi Etiketler Neden Artık Telefon Şarjı Gibi?
Eskiden yüzde vardı.
Şimdi “yaklaşık yeterli” hissi var.
Bir partinin:
ekonomi politikası ayrı,
dış politika yaklaşımı ayrı,
kültürel dili ayrı,
seçmen profili ayrı okunuyor.
Bu yüzden insanlar bazen aynı partiye bakıp farklı sonuç çıkarıyor.
Ve bu tamamen mantıksız değil.
Çünkü siyaset sadece matematik değil.
Biraz tarih.
Biraz beklenti.
Biraz “bana ne hissettiriyor?” meselesi.
Forumun En Komik Anı: Siyasi Spektrum Yerine Yemek Menüsü
Bir kullanıcı tartışmayı şöyle kapattı:
“Sağ-sol demek yerine restoran menüsü gibi düşünün.”
Herkes sustu.
Devam etti:
“Bazıları acılı seviyor, bazıları tatlı-ekşi. Ama menüde aynı anda birkaç tat olabiliyor.”
Garip biçimde mantıklıydı.
Çünkü siyasal tercihler de artık tek bileşenli değil.
Bir seçmen ekonomik olarak başka düşünüyor.
Toplumsal olarak başka.
Devlet rolü konusunda başka.
Sonra sandık günü geliyor ve herkes kendi formülünü kuruyor.
Sonuç: Siyasi Pusula Kırık Değil, Dünya Biraz Daha Karmaşık
İYİ Parti’yi tek cümleyle sınıflandırmak isteyen biri için en yaygın tanım: merkez sağ ve milliyetçi çizgiye yakın bir parti.
Ama insanların onu neden farklı gördüğünü anlamak istiyorsak yalnızca etikete değil; söylemine, seçmen davranışına, dönemsel politikalarına ve toplumdaki algısına da bakmak gerekiyor.
Belki de eğlenceli olan taraf şu:
Siyasette bazen insanlar aynı soruya cevap vermiyor.
Birisi “ekonomi” diye cevaplıyor.
Biri “kimlik”.
Biri “temsil”.
Biri “gelecek”.
Ve sonra herkes birbirine dönüp aynı şeyi soruyor:
“İyi de sen sağ derken tam olarak neyi kastediyorsun?”
İşte tartışmanın en güzel kısmı da genelde orada başlıyor.