Irem
New member
Nur Suresi 27. Ayet: Cennetteki Ağacın Altında Bir Düşünme Seansı
Selam Forumdaşlar!
Bugün Nur Suresi'nin 27. ayeti üzerine bir sohbet açmak istiyorum. Tabi bu konuda konuşurken, ciddi bir tefsir metni yazmamı beklemeyin! Hadi biraz eğlenelim, biraz mizah yapalım, derken konuyu da elden kaçırmayalım. 
Erkeklerin Stratejik Çözüm Odaklı Bakışı vs Kadınların Empatik Bakışı
Nur Suresi 27. ayet, “Evlerinizde oturur ve başkalarının evlerine izinsiz girmezsiniz, içeri girdiğinizde selam verirken, hayırlı ve hoş bir selam verirsiniz…” diyor. Şimdi bir erkek bakışıyla düşündüğümüzde, konuyu hemen çözüm odaklı ele alabiliriz: “Yani demek oluyor ki, ben evime gireceksem, izinsiz girmemeliyim, herhalde bu, kapıyı çalmam gerektiği anlamına geliyor.” Stratejik zekâ!
Evet, tam olarak öyle. Adam girdiği her evde sistemli bir selamlaşma yapacak, ha keza pozitif enerji de yayacak! Bu işin yolu belli, değil mi?
Ama gelin de bir de kadının gözünden bakalım… Kadın bakışıyla yorumladığınızda, “Eee ama selam verirken niye ‘hoş bir selam’ verelim ki? Gerçekten mi? Hem ciddiye alalım, hem biraz flört edelim mi, ne yapalım?” Empatik bakış!
Kadın, aslında bu ayetin tüm evin içindeki huzur ortamını ve o atmosferi kurmaya yönelik olduğunu hisseder. O nedenle "selam verirken hoş bir selam verin" kısmı, yalnızca dışarıdan gelen biri için değil, evin içindeki herkesin birbirine verdiği selamın anlamını da vurguluyor.
Tabii, bu bizim toplumumuzda çok işimize yarayacak bir mesele. "Evde nasıl selam verilir?" sorusu hep kafalarda! Cevap: “Gülerken ve sevinçle!" Zaten kadınlar evde genel olarak “sen beni anlamadın, ben seni anladım” durumundadır. Selam verirken bir kadının vereceği mesaj da tam olarak şudur: "Ne kadar önemli bir insan olduğumu hissettirmem gerek!" Klasik empatik yaklaşım, değil mi?
Selamlaşmanın Arka Planında Neler Var?
Şimdi ayet der ki: “Evlerinizde otururken selam verin...” Bu kadar basit! Ama gelin biraz derinleşelim. Burada, aslında evin içindeki sosyal ilişkilere de gönderme yapılmış. Yani bizler, evimize girerken sadece bir başkasına selam vermiyoruz; aynı zamanda ailemize, dostlarımıza, komşularımıza, hatta en basitinden karşımızdaki kişiye de bir anlam yüklüyoruz.
Erkekler genellikle “selam” işini ciddi şekilde ele alır. Kapıyı çalarlar, “Selamünaleyküm” diyerek mesafeyi korurlar. Hadi canım, bir de o kadar ciddiye almayın, tamam mı?
Ama işte kadınlar bu konuda farklı bir noktaya gelebilir. O selam biraz daha yumuşar, biraz daha içten olur, biraz daha sarılma isteğiyle harmanlanır.
İşte kadınlar burada “selamı” biraz daha evrimleştirip, çevreye bir pozitif enerji yayma işini üstlenirler. Yani, selam sadece ‘merhaba’ değil, o kişiyle bağlantı kurma, ona değer verme anlamına gelir. “Evimize gelen kişinin içini ısıtmalıyız” der kadınlar.
Günlük Hayatta Selamlaşma: Ne Kadar İyi Yapıyoruz?
Şimdi gelin hep birlikte günlük yaşantımıza bakalım. Sabah işe gitmek için evden çıktık. Arabada gidiyoruz, karşıdan gelen birine selam veriyor muyuz? O kadar yoğun ve derin düşünceler içerisindeyiz ki, bazen bir gülümsesen, “Merhaba!” desen, o günün stresini bile hafifletiyorsun! Ama çoğumuz o selamı veremeyiz, çünkü çok “meşgul” olduğumuzu düşünürüz. Oysaki Nur Suresi 27. ayet bize hatırlatıyor: Bu kadar meşguliyet, karşınızdaki kişiye bile güzel bir selam vermeyi engellememeli!
Bu noktada bir erkek yaklaşımını daha ele alalım. "Benim işim çözüm üretmek, selam verirken de amacım mesajı net iletmek." Yani adam o kadar keskin ki, selamını verirken bile stratejik düşünüyor! “Beni tanımazsan, selamdan sonra tanırsın” felsefesi! Oysa ki kadın yaklaşımını düşündüğümüzde, “Selam verirken o anki ruh halimi de hissettirmem gerek” diyen biriyle karşılaşıyoruz. Bu, adeta bir mini terapi seansı gibi! "Selam vermek mi? Tıpkı ruh halimle mini bir tanışma gibi!" der kadının iç sesi.
Hadi, Forumda Bir Anket Yapalım: Selamlaşma Stiliniz Ne?
Şimdi Forumdaşlar, gelin hep birlikte bu konuda bir tartışma başlatalım! Hangi tarafsınız? Erkekler gibi "Stratejik, doğrudan" mı, yoksa kadınlar gibi "Empatik, içten" mi? Bir anketle hep birlikte karar verelim!
1. Selamınızı verirken, sadece bir selam mı veriyorsunuz yoksa karşıdaki kişiye pozitif bir enerji mi yayıyorsunuz?
2. Evinize giren birini nasıl selamlıyorsunuz, sadece başınızı sallayıp geçiyor musunuz yoksa samimi bir “Hoş geldin!” mi?
3. Dışarıda, özellikle tanımadığınız biriyle göz göze geldiğinizde, sadece geçip gidiyor musunuz yoksa bir selam verip mutlu mu ediyorsunuz?
Yorumlarınızı bekliyorum, biraz eğlenelim! Bunu çok ciddiye almayın, ama ciddiye alalım!

Hadi bakalım, gözünüzü açın ve her gittiğiniz yerde bir “hoş bir selam” verin! Bu, sadece karşınızdakinin ruhunu değil, kendi ruhunuzu da aydınlatır.
Selam Forumdaşlar!
Bugün Nur Suresi'nin 27. ayeti üzerine bir sohbet açmak istiyorum. Tabi bu konuda konuşurken, ciddi bir tefsir metni yazmamı beklemeyin! Hadi biraz eğlenelim, biraz mizah yapalım, derken konuyu da elden kaçırmayalım. 
Erkeklerin Stratejik Çözüm Odaklı Bakışı vs Kadınların Empatik Bakışı
Nur Suresi 27. ayet, “Evlerinizde oturur ve başkalarının evlerine izinsiz girmezsiniz, içeri girdiğinizde selam verirken, hayırlı ve hoş bir selam verirsiniz…” diyor. Şimdi bir erkek bakışıyla düşündüğümüzde, konuyu hemen çözüm odaklı ele alabiliriz: “Yani demek oluyor ki, ben evime gireceksem, izinsiz girmemeliyim, herhalde bu, kapıyı çalmam gerektiği anlamına geliyor.” Stratejik zekâ!
Evet, tam olarak öyle. Adam girdiği her evde sistemli bir selamlaşma yapacak, ha keza pozitif enerji de yayacak! Bu işin yolu belli, değil mi?Ama gelin de bir de kadının gözünden bakalım… Kadın bakışıyla yorumladığınızda, “Eee ama selam verirken niye ‘hoş bir selam’ verelim ki? Gerçekten mi? Hem ciddiye alalım, hem biraz flört edelim mi, ne yapalım?” Empatik bakış!
Kadın, aslında bu ayetin tüm evin içindeki huzur ortamını ve o atmosferi kurmaya yönelik olduğunu hisseder. O nedenle "selam verirken hoş bir selam verin" kısmı, yalnızca dışarıdan gelen biri için değil, evin içindeki herkesin birbirine verdiği selamın anlamını da vurguluyor.Tabii, bu bizim toplumumuzda çok işimize yarayacak bir mesele. "Evde nasıl selam verilir?" sorusu hep kafalarda! Cevap: “Gülerken ve sevinçle!" Zaten kadınlar evde genel olarak “sen beni anlamadın, ben seni anladım” durumundadır. Selam verirken bir kadının vereceği mesaj da tam olarak şudur: "Ne kadar önemli bir insan olduğumu hissettirmem gerek!" Klasik empatik yaklaşım, değil mi?

Selamlaşmanın Arka Planında Neler Var?
Şimdi ayet der ki: “Evlerinizde otururken selam verin...” Bu kadar basit! Ama gelin biraz derinleşelim. Burada, aslında evin içindeki sosyal ilişkilere de gönderme yapılmış. Yani bizler, evimize girerken sadece bir başkasına selam vermiyoruz; aynı zamanda ailemize, dostlarımıza, komşularımıza, hatta en basitinden karşımızdaki kişiye de bir anlam yüklüyoruz.
Erkekler genellikle “selam” işini ciddi şekilde ele alır. Kapıyı çalarlar, “Selamünaleyküm” diyerek mesafeyi korurlar. Hadi canım, bir de o kadar ciddiye almayın, tamam mı?
Ama işte kadınlar bu konuda farklı bir noktaya gelebilir. O selam biraz daha yumuşar, biraz daha içten olur, biraz daha sarılma isteğiyle harmanlanır.İşte kadınlar burada “selamı” biraz daha evrimleştirip, çevreye bir pozitif enerji yayma işini üstlenirler. Yani, selam sadece ‘merhaba’ değil, o kişiyle bağlantı kurma, ona değer verme anlamına gelir. “Evimize gelen kişinin içini ısıtmalıyız” der kadınlar.
Günlük Hayatta Selamlaşma: Ne Kadar İyi Yapıyoruz?
Şimdi gelin hep birlikte günlük yaşantımıza bakalım. Sabah işe gitmek için evden çıktık. Arabada gidiyoruz, karşıdan gelen birine selam veriyor muyuz? O kadar yoğun ve derin düşünceler içerisindeyiz ki, bazen bir gülümsesen, “Merhaba!” desen, o günün stresini bile hafifletiyorsun! Ama çoğumuz o selamı veremeyiz, çünkü çok “meşgul” olduğumuzu düşünürüz. Oysaki Nur Suresi 27. ayet bize hatırlatıyor: Bu kadar meşguliyet, karşınızdaki kişiye bile güzel bir selam vermeyi engellememeli!
Bu noktada bir erkek yaklaşımını daha ele alalım. "Benim işim çözüm üretmek, selam verirken de amacım mesajı net iletmek." Yani adam o kadar keskin ki, selamını verirken bile stratejik düşünüyor! “Beni tanımazsan, selamdan sonra tanırsın” felsefesi! Oysa ki kadın yaklaşımını düşündüğümüzde, “Selam verirken o anki ruh halimi de hissettirmem gerek” diyen biriyle karşılaşıyoruz. Bu, adeta bir mini terapi seansı gibi! "Selam vermek mi? Tıpkı ruh halimle mini bir tanışma gibi!" der kadının iç sesi.

Hadi, Forumda Bir Anket Yapalım: Selamlaşma Stiliniz Ne?
Şimdi Forumdaşlar, gelin hep birlikte bu konuda bir tartışma başlatalım! Hangi tarafsınız? Erkekler gibi "Stratejik, doğrudan" mı, yoksa kadınlar gibi "Empatik, içten" mi? Bir anketle hep birlikte karar verelim!
1. Selamınızı verirken, sadece bir selam mı veriyorsunuz yoksa karşıdaki kişiye pozitif bir enerji mi yayıyorsunuz?
2. Evinize giren birini nasıl selamlıyorsunuz, sadece başınızı sallayıp geçiyor musunuz yoksa samimi bir “Hoş geldin!” mi?
3. Dışarıda, özellikle tanımadığınız biriyle göz göze geldiğinizde, sadece geçip gidiyor musunuz yoksa bir selam verip mutlu mu ediyorsunuz?
Yorumlarınızı bekliyorum, biraz eğlenelim! Bunu çok ciddiye almayın, ama ciddiye alalım!


Hadi bakalım, gözünüzü açın ve her gittiğiniz yerde bir “hoş bir selam” verin! Bu, sadece karşınızdakinin ruhunu değil, kendi ruhunuzu da aydınlatır.