L1L2L3 nedir ?

Ece

New member
L1L2L3: Bir Aile Hikâyesi – Kadın ve Erkeğin Dünyası Arasında

Merhaba forumdaşlar,

Bugün sizlere bir hikâye anlatmak istiyorum, ama bu sadece bir hikâye değil. Belki de birçoğunuzun yaşadığı, gözlerinin önünde gelişen, ama hiç fark etmediği bir şeyin parçası. Bu yazıyı okurken, belki de siz de bir an kendinizi ana karakterlerin yerine koyacak, bu farklı dünyaların ne kadar birbirini tamamladığını anlayacaksınız. Hadi başlayalım.

Bir zamanlar, huzurlu bir kasabada, Lale ve Levent adında bir çift yaşardı. Her şeyden önce, Lale ve Levent birbirlerinden farklıydılar. Her sabah Lale’nin gözlerinde bir sevda parıltısı varken, Levent’in aklında hep çözülmesi gereken bir sorun vardı. Hızla gelişen bir dünyada, ikisinin de hayatı farklı yönden şekilleniyordu.

Lale, sabahları güne kahve kokusuyla başlarken, Levent zihninde problem çözümleriyle uyanıyordu. Lale, günün her anında ilişkisini ve hislerini düşünüp buna göre adımlar atıyordu; duygusal bir yolculuk gibiydi. Levent ise, her şeyin stratejik yönlerini hesaplıyor, mantıklı bir çözüm bulmayı hedefliyordu. İki farklı bakış açısı… Ama ikisinin de gerçeklik anlayışı, birbirini tamamlayacak kadar güçlüydü.

Bir gün, kasaba yeni bir okuma grubu açtı. Birçok insan katıldı, ancak Lale ve Levent’in dikkatini çeken şey, grup üyelerinin farklı bakış açılarıyla olaylara yaklaşmasıydı. Bir süre sonra, bu iki dünya arasında bir çatışma yaşanmaya başladı.

Lale, grup liderliğinde empatinin, duygusal bağların gücünden bahsederken, Levent hep çözüm odaklıydı; olaylara mantıklı, pratik bir bakış açısıyla yaklaşıyordu. Kimi zaman, Lale’nin empati dolu yaklaşımını hafife alırken, Lale de Levent’in ne kadar soğuk ve yüzeysel olduğunu düşünüyordu. Aralarındaki uçurum her geçen gün daha da büyüyordu.

Lale’nin Empati Yolculuğu

Bir gün Lale, grubun bir etkinliğine katılmaya karar verdi. Bu etkinlik, insanların duygusal deneyimlerini paylaşmalarına ve birbiriyle empati kurmalarına odaklanıyordu. Lale’nin amacı, her bireyin duygusal yolculuklarını anlamak, birbirine yakınlaştırmaktı. "Herkesin içinde bir hikâye var," diyordu Lale, "Birini anlamadan, o hikâyeye nasıl dokunabilirsiniz?"

Grup etkinliği sırasında, Lale bir kadının gözlerinin içine baktı. Kadın, hayatındaki zorluklardan, kayıplarından bahsediyordu. Lale, bu kadının anlatmak istediklerini sadece dinlemekle kalmadı, aynı zamanda kadının ruhunu hissetti. O an, Lale için her şey bir araya geldi. İnsanların sadece sözcüklerle değil, ruhlarıyla da birbirlerine bağlanabileceğini fark etti.

Ama Lale, bazen çözümler aramanın daha faydalı olacağını düşündü. İnsanlar sadece dertlerini anlatarak iyileşemezlerdi, çözüm bulmaları gerekirdi. O noktada, Lale ile Levent’in farklı bakış açıları daha da belirginleşti.

Levent’in Stratejik Yaklaşımı

Levent, kasaba okulunda ders vermek için gönüllüydü. Her hafta, farklı konularda öğrencilerine problem çözme tekniklerini öğretiyor, her sorunu adım adım çözmeyi hedefliyordu. Ona göre, her sorunun bir çözümü vardı ve bu çözüm, akıl ve mantıkla bulunabilirdi.

Bir gün, Lale ve Levent kasabada bir grup insanla tartışırken, Levent duygusal değil, çözüm odaklı konuşmaya başladı. “Evet, duygu önemli,” dedi, “ama hayat bir oyun gibi; sorunlar çıkar, çözüm üretirsiniz. Her şeyin mantıklı bir açıklaması olmalı.”

Lale’nin gözlerinde bir sükûnet vardı ama yine de Levent’in bu yaklaşımına tepki verdi. “Bir çözüm bulmak yerine, belki de duyguları anlamamız gerek,” dedi. “Bazen insanlar, yalnızca dinlenmek ve anlaşılmak isterler. Duygusal bir çözüm olmadan, mantıklı bir çözüm de anlam ifade etmez.”

İki farklı dünya, iki farklı yaklaşım… Ama hangisi doğruydu?

L1L2L3: Bir Aile Hikâyesinin Arkasındaki Gerçek

Bir gün, Lale ve Levent’in kasaba meydanında yürürken karşılaştıkları bir yaşlı kadının söyledikleriyle dünya bir kez daha değişti. Yaşlı kadın, hayatı boyunca öğrendiği bir gerçeği paylaştı: “Hayat, L1L2L3 gibidir. L1, duygusal bağlarımızı ifade ettiğimiz yer; L2, çözüm bulma yolundaki çabalarımız; L3 ise hepsini bir araya getirdiğimiz, gerçek anlamda dengeyi bulduğumuz an.”

Lale ve Levent birbirlerine bakarak, ne kadar da doğru olduğunu düşündüler. Gerçekten de, duygusal bağlar, empati, mantıklı çözümler ve denge, hayatın önemli parçalarıydı. İkisinin de yaklaşımı, farklı olsa da tamamlayıcıydı. Bazen insanlar, sadece duygusal bağlara odaklanırken, bazen de mantıklı çözüm yollarına. Ama en önemlisi, her iki dünyanın birleştiği anın değeriydi. L1L2L3, hayatın her anında karşılaştığımız zorlukları, duygusal, mantıklı ve dengeli bir şekilde çözme arzusunun simgesiydi.

Lale ve Levent, farklılıklarına rağmen birbirlerine bir adım daha yaklaştılar. Çünkü fark ettiler ki, sadece bir yol değil, her yol kendi içinde anlam taşır. Biri olmadan diğeri eksik kalır. Her şey, bir bütünün parçasıdır.

Bu hikâyeye bağlanırken, siz de hangi dünya ile daha çok özdeşleşiyorsunuz? Empatik bir yaklaşımı mı, yoksa çözüm odaklı bir bakış açısını mı daha çok benimsiyorsunuz? Forumdaki diğer arkadaşlarınızla bu konu üzerine sohbet etmeye davet ediyorum. Belki de hepimizin içinde bir Lale ve bir Levent vardır; ikisi de farklı, ama bir o kadar da tamamlayıcı.